Yazar: Senem Düvencioğlu        

30.03.2019     22:18:28




SEKA, Türkiye’nin İlk Kağıt Fabrikasının Hüzünlü Hikayesi

Türkiye’nin 1936’da Mehmed Ali Kağıtçı önderliğinde kurulan ilk kağıt fabrikası. Türkiye’nin kağıt ihtiyacını karşılarken şimdi makinelerin sessizliğinde bir müze… Boğazımda bir düğüm... Mehmed Ali Kağıtçı’nın fabrikanın kuruluşundaki emeğiyle ilgili müzeden aldığım bilgileride paylaşıyorum.

Türkiye’nin ilk kağıt fabrikası Seka, 1936 yılında kurulmuş. Fabrika, o dönemde kağıdın hammaddesi olan selüloz ve odun hamurunu kendisi üreten tek kuruluş olmuş. Yazı baskı, fotokopi, gazete ve sigara kağıdı, sargılık kağıt, oluklu mukavva, karton gibi pek çok kağıt türünü üretmiş.


Seka, uzun yıllar İzmit için önemli bir sembol ve şehre hareketlilik katan bir kaynak olmuş. 1950’li yıllarda kentin suyunun ve elektriğinin önemli bir bölümünü karşılamış. İzmit’i küçük bir kentten günümüzdeki sanayi kentine dönüştürmüş. Seka’nın İzmit için ayrı bir önemi var, bunu da Seka adını taşıyan otobüs durakları, karayolu tüneli, cami, park, hastane gibi halkın yaygın kullanım alanlarındaki noktalarda görülmektedir.

2005 yılında özel sektörle mücadeleye dayanamayan Seka’nın İzmit işletmeleri kapatılarak mülkiyeti Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmiş. Belediye devraldığı Seka’yı kent park ve kültürel alan yapmak üzere değerlendirmiş.


2007 yılında uzun bir çalışma sürecine girilen Seka’nın müzeye dönüştürülme sürecinde çok titiz çalışıldığını müzeyi gezerken de hissedeceksiniz. Toplam 19 salondan oluşan Seka müzesinde gezerken kronolojik olarak fabrikanın temellerinde ki medeniyetten, kuruluş ve kapanış hakiyesine kadar ki hüzünlü yolculuğunu görebilirsiniz.



“İzmit Kağıt Fabrikası iki gün evvel yerli kağıdı çıkardı. Ekmeksiz yaşaması mümkün olduğu halde kağıtsız yaşama imkanı olmayan meslek için, yani mesleğimiz için 18 Nisan bir kağıt bayramı günü sayılmaya değer. Kağıt bizim her şeyimizdir. Bütün bilgimizi onunla aldık, gene onunla veriyoruz. Kağıdın aziz delaleti olmasaydı ne öğrenilebilir ne de öğretebilirdik; ne haber alabilir ne verebilirdik. Kağıt medeniyetin derisidir, İzmit Kağıt Fabrikası’nda yeni Türk kültürününü nesci (dokusu) dokunuyor.”

Peyami Safa, Cumhuriyet, 21 Nisan 1936



İdealist Bir Genç Yetişiyor
Teneke kutudan fotoğraf makinesi yapan meraklı bir çocuk… Girdiği bütün okulları en iyi derece ile tamamlayan çalışkan bir öğrenci… Bilginin ve tecrübenin peşinde, her türlü zorluğu aşan azimli bir bilim aşığıdır Mehmed Ali Kağıtçı. Teknik konulara ilgisinin yanında ebru, yazma, musiki gibi geleneksel sanat dallarını takip eder. Fransızca, Almanca ve İngilizce konuşur. Kimyagerlik diploması, Mineroloji ve Genel Matematik sertifikaları, Tıbbi Kimya uzmanlık belgesi ile Fransa’da Yüksek Kağıt Mühendisliği diploması alır.

Almanya’da ve Fransa’da kağıt fabrikalarında işçi olarak çalışır. Yurda döndüğünde, Türkiye’nin ilk kağıt mühendisidir.

“İlim, hayat içindir; rahat yaşamak içindir!”

Kağıtçı, idealindeki kağıt fabrikasının zaman alacağının kavrar. İdealine kavuşuncaya kadar birikimlerini, eğitmenlik yaparak değerlendirir. Uzmanlık alanındaki dünya literatürünü takip eder. En yetkin hocalarla mektuplaşır; onları ziyaret eder ve tecrübelerinden yararlanır. Kağıtçı, yurda döner dönmez bir kağıt fabrikasının gerekliliğine ilişkin makaleler yazar, konferanslar verir, kitaplar yayınlar. Önemli milletvekili ve bürokratlardan randevu alarak destek ister.

Yerli kağıt sanayinin kurulacağını duyan yabancı kağıt firmalarından cazip iş teklifleri gelir. Fransa’da eğitim gördüğü okul, onu öğretim üyesi olması için davet eder. Kağıt sanayi konusunda Türkiye’nin tek otoritesi konumundadır.

Tütün İnhisarı İdaresi (Tekel), İş Bankası ve özel sektör girişimlerinin Kağıt Fabrikası yatırımları için teknik şartname hazırlar ancak çabalar sonuçsuz kalır. 1929 yılında Ankara Devlet Sınai Programı için hazırladığı rapor, I. Beş Yıllık Sanayi Planı’nın kabulüyle 1933’te meyve verir. Yıllarca memleketin dört bir yanını gezerek bir kağıt fabrikası için en uygun yeri arayan Kağıtçı, nakliye, tatlı su ve hammadde kaynaklarına yakınlığı nedeniyle İzmit’i işaret eder.

Mehmed Ali Kağıtçı, Sümerbank Umum Müdürlüğü’nde selüloz ve kağıt fabrikalarının kuruluş çalışmalarını yönetmek üzere işe alınır. Kağıt fabrikası için teknik şartnameyi hazırlamak, firmalardan teklif almak ve fabrika yerini tespit etmek onun işidir. Görkemli bir törenle temeli atılan ve 2 yılda tamamlanıp açılışı yapılan fabrikanın her adımında Kağıtçı’nın imzası vardır.

“Elde ettiğim ilk kağıt safihası, uğruna yıllarca mücadele ettiğim idealime kavuşmamın bir belgesi idi.” Mehmed Ali Kağıtçı

Hem bir fabrika müdürü hem de işçi tulumunu giyerek tamir işlerine koşan bir teknik elemandır. İşi fabrika ile bitmez; İzmit kentiyle de yakinen ilgilidir. İzmit’in spor yaşamına renk katan Kağıtspor Kulübü’nün başkanlığını yapar. İzmit Halkevi Reisliğini üstlenerek Halkevi’nin sosyal ve kültürel faaliyetlerini planlar.

Selüloz bulmanın çok zor olduğu savaş yıllarıdır. Fabrikanın aldığı selülozların reçinesi makinelere bulaşarak çalışmalarını engeller. Üretimin durmasına sebep olacak bu sorun, kütüphaneye kapanıp, laboratuvarda günlerce çalışan Kağıtçı’nın formülüyle çözülür. Üretim sırasında selülozun içine alüminyum sülfat (şap) katar ve selülozun içindeki reçinelerin hapsedilip makinelere yapışmasına engel olur. Buluş niteliğindeki uygulaması, Avrupa’da büyük bir yankı uyandırır.

İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği hammadde sıkıntıları ve yabancı kağıt üreticilerinin spekülasyonları, kağıt fabrikasına karşı sistemli bir saldırının başlatılmasına neden olur. Basında yer alan ağır eleştiriler, devleti harekete geçirir. Yabancı uzmanlar ve müessese müfettişleri, fabrika hakkında olumsuz raporlar yazarlar.

Kağıtçı, Teftiş Heyeti’nin ‘usulsüzlük ve devleti zarara uğrattığı’ iddiası ile yıkılır. İtirazlarını yapar ve gerekçeli izahatları sunar ancak karar geri alınmaz. Kağıtçı, Müessese Müdürlüğü görevinden alınarak İşletme Mütehassıslığı kadrosuna atanır. Memleketi için yaptığı hizmetlere rağmen maruz kaldığı muamele, ona çok ağır gelir. İzin ve rapor alarak Heybeliada’ya çekilir. Bu sırada, müesseseden gelen resmi bir yazı şok etkisi yaratır. Gerekçesiz olarak görevine son verilmiştir. Yaşamını ülkenin yerli kağıt sanayiine adayan bir idealist için bu bildiri, adeta bir ölüm fermanıdır.


Küskünlük Yok, Ülkeye Hizmete Devam

Kağıtçı’nın uğradığı haksızlık karşısında müesseseye ve Danışta’ya yaptığı başvuru ve itirazlar yanıtsız kalır. Kağıt Mühendisi olduktan sonra 8 yıl fabrikanın açılışı için çalışmış ve yalnızca 5 yıl görevde kalmıştır. İşini kaybetmiş; idealleri için gösterdiği çaba adeta heba edilmiştir. Vatana hizmet etmek, faydalı olmak zorundadır. İstanbul Belediye Kimyahanesi’nde müdür olarak çalışmaya başlar.

Kimyahanedeki çalışmaları sırasında kağıtçılıktan hiç kopmaz. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’nde Kağıtçılık Endüstrisi dersleri verir. Uluslararası bilimsel çevreleri takip edip konferanslara iştirak eder. Almanya’da Uluslararası Selüloz, Kağıt Mühendisleri ve Kimyagerleri Birliği tarafından o ana kadar sadece 5 kişiye verilmiş olan “6. Şeref Yüzüğü’ ve ‘Şeref Beratı’ ile ödüllendirilir.

18 kitap, yüzü aşkın bilimsel makale yazan Kağıtçı, toplumun ve devletin faydasını tespit ettiği konular hakkında ilgili bürokratlara sayısız mektup gönderir.

İşine son verilmesinden 27 yıl sonra, SEKA’da düzenlenen büyük bir törenin onur konuğu olarak davet edildiğinde, bu iade-i itibar, onun için çok anlamlıdır. 1982’de Heybeliada’da vefat eden Kağıtçı’nın en büyük hayalı olan Kağıt Müzesi Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilir.


  seka, türkiye selüloz ve kağıt fabrikaları a.ş, mehmed ali kağıtçı, izmit, kocaeli


  Bu konudaki görüşlerinizi duymak isteriz...